CPM’e dikkat !
Kategori: Bilişim Yönetimi, İş Zekası Çözümleri

Kurumsal Performans Yönetimi (CPM: Corporate Performance Management) Sistemlerinin öneminden söz etmeye gerek yok. Söz edilmesi gereken ise, ölçeğinden bağımsız olarak kurumlarda mevcut raporlama kurgu ve düzeneklerinin (var mı, var !) misali CPM sistemi olarak yorumlanmasının yanlışlığı. Bu yanlışlığın aşılmasında ve bir takım gösterge ve parametrelerin Web temelli bir iç gösterim ile kağıttan elektronik ortama atılmasını CPM olarak algılama zafiyetinin giderilmesinde görev, yine ve maalesef , kurumların BT üst yöneticilerine düşmekte.
Yine ve maalesef ,sözcükleri burada , rastgele seçilmediler. Pek çok başka kurumsal alanda olduğu gibi BT yönetimleri ,orta vadede , “iş yönetimi” bölgelerinde geliştirilmesi gereken ya da sıfırdan kurulması gereken çeşitli uygulamaların öncülüğünü/sözcülüğünü üstlenmek, bu uygulamaların belirli yöntem ve teknoloji kanallarında akmasını sağlamayı üstlenmek zorunda. Zira çoğu kurumda teknoloji tabanlı uygulamaların ve bu uygulamaları belirleyecek metodolojileri besleyecek kaynakların ezici ağırlığı BT’nin elinde olduğu gibi bu kaynakları evirip çevirecek mühendislik disiplini de sadece BT bölümlerine hapsolmuş durumda.
Bu durumun geçici olduğunu ve değişmekte olan BT disiplininin giderek “iş disiplinleri” ile kaynaşıp, erime sürecine girdiğine daha önceki yazılarda işaret edilmişti. CPM uygulamaları işte, tam bu noktadaki iyi örneklerden.
Kapitalizm tarihi, kurumların , kurumsal performans ölçüm ve izleme metodolojileri üzerine giriştiği sayısız ve ağır çabalarla dolu. Son 40 yıldır ise Edward Deming’in 50-60 yıl önce geliştirmeye başladığı yöntemlerin 70li yıllarda Japon endüstrisine aktarımından , sonraları da , Baldridge, Kaplan ve Norton gibi isimlerin önemli şematiklerinin iş dünyasında takipçilerinin oluşmasından bu yana çok zaman geçti. Öyle ki ortaya çıkmış olan metodolojilere bu gün “geleneksel” CPM metodolojileri diyebiliyoruz.
Kalite odaklı ve süreçlere yönelik; Lean/Six Sigma, EFQM/TQM, M.Baldridge,Kaizen gibi kavram ve metodolojiler bir yanda, strateji odaklı ve performans yönetimine yönelik; Balanced Score Card, EVA, ABC/ABM, Performance Prism gibi kavram ve metodolojiler diğer yanda, belirli bir ölçeğin üzerindeki kurumlara bir şekilde sirayet ettiler ve tümü artık “geleneksel”, şemsiye tanımı altında.
İçinde yaşadığımız dönemde ise bu geleneksel kavram ve metodolojilerin birbirleriyle karıştırılmasından oluşmuş esas itibariyle “melez” (hybrid) yaklaşımların söz konusu olmasının yanı sıra, bu hareketli geçmişte olmayan çok ağır bir teknolojik olanak faktörü mevcut. Geçmişin deneyimleri de kurumlara tek bir CPM metodolojisinin yeterli olmadığını ,bu disiplinlerden her birinin kendine ait güçleri ve zayıflıkları olduğunu ,aşırı masraflı da olsa zorla öğretmiş durumda.
Öte yandan bu düşe kalka öğrenim, özellikle pahalı başarısızlıkların da bir getirisi olarak CPM’i çekirdek finansal alanlara doğru yoğunlaştırmış/hapsetmiş halde.(Bütçe, Planlama, bunların tahminleri, Finansal Konsolidasyon, Finansal veya Resmi raporlama v.b.). Bu olgu tamamıyla negatif bir şey olmasa da , örneğin karlılığı tetikleyici unsurlara ve strateji yönetimlerine ait daha vurucu ve temel sonuç sağlayıcı CPM yaklaşımlarının bu gün için geri planda kalmasına yol açmakta.
Burada esas unsur periyodik olarak geriye bakıp bir şeyler yapmaktansa, gerideki verileri de kullanarak ,o anki ve ileriye dönük gelişmeleri öngörebilmek , kurumun ve pazarının asli faaliyet göstergelerinde oluşan yeni biçimlenmeleri önceden kavrayabilmekte.
Özellikle “biçimlenmelerin tespiti” (patern detection) yıllardır var olan bir kavram , ama bilim ve teknolojiden, iş yaşamına ancak yeni yeni geçebilmekte. Burada şüphesiz bu çerçevede bir CPM yönelimine gidebilmek için gerekli teknolojilerin ucuzlaması ve uç “iş kullanıcısı” için erişilebilir ve rahatça kullanılıp/yönetilebilir olmasının da önemi belirleyici.
İşte bu nedenle, bu yeni teknolojileri , eskinin kavramlarının yeniden tanımlanmış halleriyle kuruma getirilmesinde BT yönetimlerinden başka “üstlenici” yok diyoruz. En azından şimdilik…









