Siberkült 1 Yaşında…
Kategori: Duyurular
Kategori: Bilişim Yönetimi

Kurumlardaki bilişim harcamalarının yaratacağı iş değerinin belirlenmesi, ölçülmesi ve kurumun karar mekanizmalarında kabul ettirilebilmesi öteden beri güç bir iştir. Kurumun içinde varolmaya çalıştığı dış dünyanın sürekli değişen şartlarından kaynaklanan basınçlar nedeniyle de bir BT yatırımı/harcaması için yola çıkarken hazırlık süresi çok kısa olabilir.BT Yönetimleri şartlar ne olursa olsun önerdikleri ya da kendilerinden önerilmesi beklenen (bir yatırım ya da gider yaratıcı ) BT çözümlerini, İş Yönetimi gözlüğünden bakarak değerlendirmedikleri sürece hüsran kaçınılmazdır. İş Kanadı BT ye yatırım yaparken, ürün, hizmet,özellik veya fonksiyonlar açısından bakmaz önerilen çözüme. Daha çok çıktı, daha çok ciro, daha iyi kalite, daha düşük maliyet, daha yüksek pazar payı, daha çok kar gibi doğrudan iş metrikleridir onun için önemli olan. O nedenle BT yönetimleri faturayı ödeyecek olanlara bu tür iş metriklerine dayalı, onların dilinden bir çekici iş değeri yaratılacağını kanıtlamak durumundadırlar.
İş performansını arttıracak her şeyin sonunda ciro artışı ya da maliyet azalışı getireceğini söyleyip geçmek yeterli olamayacağına göre ,yüzlerce hesaplama tablosu ya da topoloji sunumu yerine en az bir iş değeri metriğine dayalı, bir değer saptaması yapmak çoğu zaman BT yatırımının/planının iş yönetimine satışı için çok daha kuvvetli bir argüman yaratacaktır.
Bu türden bir saptamayı yapabilmek için ise çok basit bir karar modeli üzerinden uygun bir iş değeri kategorisi ve ona uygun metrikler sunabilmek en pratik ve gerçekçi yöntem olabilir.
Aşağıdaki şemada bu basit yöntem özetlenmekte. (Büyültmek için tıklayınız.) Bir BT yatırımının İş Değeri üç temel kategoride araştırılabilir: Dönüşüm yaratabilecek olanlar, sadece işi sürdürebilmek için gerekli olanlar, doğrudan para getirecek olanlar. BT yatırımının bunlardan hangisinin tetikleyicisi olacağı şüphesiz net belirlenmek ve ilgili metrikler de ona göre hesaplanmak durumunda. Ara kategoriler ya da biribiri ile geçişebilen beklentiler olabilirse de ,işleri karmaşıklaştırmadan temel bir İş Değerinin üzerine yoğunlaşıp, ikincil ya da yan değer yaratılarını bir ayrıntı olarak ele almakta ise ciddi fayda bulunmakta.![]()
İş değeri kategorisi seçimi ve metriklerinde en zorlanılacak alan ise malum, “Dönüşümcü ,devrimci yönelimler.” Bu kategorideki yaklaşımlar belki de hiç net olamayan ya da taktiklerle karışmış halde, muğlak bir biçimde bulunan kurumsal stratejiye bağlı. Bu strateji net olarak önünüze gelmiyor ise ,yatırımınız ya işi sürdürmek içindir, ya da ek bir mali getiri yaratmak için. BT yönetiminin kendi başına ortaya çıkıp “dönüşümcü” bir iş stratejisinin önerilen BT çözümü ile oluşacağını varsayması tam bir hayaldir. Evet, güzel bir hayal ama gerçek yaşamda geçersiz ve sonucu üzücü olabilir.
Kategori: Duyurular

Yayın süresinde 1 yılı doldurmakta olan bu blogun siz, ziyaretçilerinin izlenimlerini daha geniş ölçekli öğrenebilmek için bir izleyici anketi düzenlenmiş olup, aşağıdaki bağlantıdan bu ankete erişip yanıtlayabilirsiniz. Anket 1 ay boyunca erişime açık kalacak olup, ilgili bağlantıya ana sayfa üzerindeki Bağlantılar menü başlığından da ulaşılabilecektir.
Zahmetleriniz için şimdiden teşekkürler.
Kategori: Internet

California Universitesi’nin Berkeley ve San Diego Bilişim Bilimleri bölümlerince yürütülen bir araştırmanın özeti geçenlerde IDG News Service tarafından yayınlandı.Araştırma hedefi açısından oldukça ilginç ve sanıyorum ben dahil çoğu kişinin de merak ettiği bir alana yönelik. Bu da “spam” postaların ne tür filtre kullanırsanız kullanın hem kurumsal hem de kişisel kullanıcılara ulaşmayı başarabilen bir türü ile ilgili: Viagra, Cialis ve benzer ilaçları doğrudan pazarlamaya yönelik e-posta almayan kullanıcı her halde yoktur.
Bu “spam” türü internetteki en iyi örgütlenmiş bir “peer to peer”, ağ alt yapısından kaynaklanmakta. İsmi ise Storm “botnet”. Bu botnet milyonlarca hack’lenmiş PC den oluşmakta ve engellenemeyen “spam” kampanyaları ,bu PC lerin gerçek sahiplerinden habersiz dalga dalga milyonlarca mesajı yine milyonlarca e-posta adresine yollaması ile gerçekleştiriliyor. Aynı botnet üzerinden botnet’in kendisini de yeni “habersiz” üyeler katarak ayakta tutmak ve genişletmek için henüz kirlenmemiş PC lere de kampanyalar halinde saldırı düzenlenmekte.
Bahsi geçen araştırma için; Berkeley ve San Diego üniversitelerinin ortak ekibi Storm’un yönetim ve kontrol sistemine sızarak yaratılan spam mesajlarına kendilerine ait “bağlantılar” (link) yerleştirmişler ve bu bağlantıları da spam reklamcınınkiler yerine kendi yarattıkları bazı sitelere yönlendirmişler. Yaratılan bu sitelerden biri malum ilaçların reklamasyonu diğeri ise e-posta kartı sitesi olarak konumlandırılmış. Zira Storm yeni PC leri ele geçirmek için genelde e-posta kartı siteleri kullanmakta. Kullanıcı gelen posta kartını açmak için Storm kontrolündeki siteye girdiğinde ciddi güvenlik önlemi yoksa “bot” a yakalanmakta ve farkında olmadan botnet’in üyelerinden biri olmakta. Diğer site türü olan ilaç reklamasyonu ise bilindiği üzere doğrudan satışa yönelik. Araştırmacıların yarattıkları bu iki site de zararsız ve birisi ilaç satım sitesinden bir alım yapmaya kalkarsa karşıya hata mesajı vermekte, e-posta sitesine girenleri ise bir gizli fakat yine zararsız bir “executable” beklemekte.
Bu sayede araştırmacılar Storm üzerinden gelen mesajlar sonucu kendi sitelerine gelen kullanıcı trafiğini ölçüp denetleyebilmiş ve örneğin kaç kişinin alışveriş yaptığı ya da kaç kişinin habersizce “executable” ı çalıştırıp, PC sini bota açtığını izleyebilmişler ve sonuçlar ilginç.
Araştırmacıların açıkladıklarına göre spam kampanyasında 469 milyon e-posta gönderilmiş. 350 milyon ilaç reklamasyonu taşıyan mesaj sonucu 10,522 kişi açılmış siteyi ziyaret etmiş fakat sadece 28 kişi bir alım yapmaya çalışmış.Bu da yüzde 0.000081 gibi aşırı düşük bir alım ölçüsüne (conversion rate) karşılık gelmekte.
Ancak bu çok düşük yüzdenin işin hepten karsız olduğunu beraberinde getirmediği de belirtilmekte. Ortalama ilaç satış fiyatı 100 dolardan, ve Storm’un anormal gönderi adeti nedeniyle yıllık asgari 3.5 milyon dolarlık bir getiri söz konusu. Öte yandan spam göndermek de ucuz bir iş değil. 350 milyon mesajın maliyetinin 25,000 doları bulmakta olduğu hesap edilmekte. Bu sonuçlar halen kütlesel spam ile satış kanalının ciddi bir rekabet baskısı yapmaktan uzak olduğunu tespit etmesi açısından ise rahatlatıcı .
Öte yandan e-posta sitelerine yönlenmede yanıt oranı ise daha yüksek çıkmış. Kirletilerek bota katılan günlük PC adetinin sayısının 3,500 - 8,500 arası oluştuğu kestirilmiş. Bu ise ciddi bir adet. Şaka gibi…
Kategori: Krizde BT Yönetimi

Sıkıntılı ve ekonomik belirsizliği yüksek bu dönemde BT Yönetimlerinin tedarikçilerle alış verişin boyutlarını tekrar tekrar gözden geçirecekleri bir gerçek. Bir uçta ihale ya da alım iptalleri öbür uçta ise tedarikin ancak yüksek iskontolarla o da kaçınılmazsa yapılabileceği günlere hızla girilmekte. Türkiye’de ise giderek artan döviz kurunun ve de bu kurdaki dalgalanmanın özellikle ölçekli kurumların BT alımlarında şimdiden ciddi baskı yarattığını söylemek gerek.Ana BT yatırım ve lisans kalemlerinin ülkemizde, tamamen yurt dışı dev tedarikçilerin Türkiye birimlerinden sağlandığı düşünüldüğünde, özellikle yüklü alımlarda bu güne kadar kurumsal anlaşmaların getirdiği indirim ve özel uygulamalar dışında satış politikalarında çok katı durabilmiş bu organizasyonlarda da politika değişikliği olup olmayacağını zaman gösterecek.
Bu tür; kurumsal, ya da yabancı şirket ise, global anlaşmaların lüksüne sahip olmayan orta ve küçük ölçekli Türk kurumlarını ise alımlarda halen zor günler bekliyor. Global dış tedarikçiler ise açıkçası orta ve küçük ölçekli kurumlara Türkiye’de şimdiye kadar ciddi bir pazar olarak yaklaşmış değiller. Bu politika da belki mecburen değişebilir, ancak henüz belirtileri yok.
Ölçeği yeterli kurumlara ise bu dev tedarikçilerin yaklaşımında kısa vade de bazı esnemeler olası. Büyük olasılıkla bu esnemeleri önce yurt dışından duyacağız, sonra ülkemizde de görebiliriz. Esneme deyince ağırlıkla ödeme şartlarının alıcı lehine ve özellikle alıcının nakit akışının lehine düzenlenmesi söz konusu olan. Bu tedarikçiler bir satışın tamamen iptali ya da olağan üstü indirimler yerine zamana yayılan ödeme planları önerme olanağına aslında sahipler. Nedeni ise kriz ortamına çok yüksek nakit taşıyarak girebilmiş olmaları.
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir dizi veri de bu durumu gözler önüne seriyor:
Büyük BT Tedarikçilerinin Nakit Varlıkları ve Ortalama Brüt Karları
Şirket Nakit (Milyar Dolar) Brüt Kar Marjı %
HP 14.8 24
IBM 9.6 43
Sun 2.3 44
Oracle 8.6 75
SAP 1.4 63
Microsoft 10.3 82
Dell 8.6 17
Cisco 5.2 64
EMC 5.2 55
VMware 1.5 82
Intel 4.1 55
Kaynak: Gartner Inc. (Google’dan - Ekim,2008)
Yukarıdaki tabloda Microsoft ve Oracle’ın 13 milyar ve Cisco’nun 21 milyar dolarlık kısa vadeli yatırımları içerilmiş değil. Görülebileceği üzere bu dev tedarikçilerde nakit de var, yüksek derecede karlılıkta. Bu durum onlara hem daha küçük rakiplerine göre muazzam avantajlar sağlarken, hem de kriz ortamında satış/ödeme şartlarında çok daha esnek olabilmelerine de olanak tanıyacak. Bunu yapacaklar mı ? Yaparlarsa bu politikaları Türkiye işlerine de yansıtacaklar mı ? Bekleyip göreceğiz.
Kategori: ROCK

Genel resim yeni özellikler içerse de uzun zamandır aynı renklere sahip. Bu durum uzun süre de böyle kalacak gibi .Şimdilerde unutulmuş Creedence Clearwater Revival’ın çok uzun zamanlar önce Richard Nixon zamanında yazılmış şarkısına bırakalım sözü ve John Fogerty’i tekrar anımsayalım. O dönemi de..Ne değişmiş diyelim ,bir kez daha..
Fortunate Son
Some folks are born made to wave the flag,
Ooh, theyre red, white and blue.
And when the band plays hail to the chief,
Ooh, they point the cannon at you, lord,
It aint me, it aint me, I aint no senators son, son.
It aint me, it aint me; I aint no fortunate one, no,
Some folks are born silver spoon in hand,
Lord, dont they help themselves, oh.
But when the taxman comes to the door,
Lord, the house looks like a rummage sale, yes,
It aint me, it aint me, I aint no millionaires son, no.
It aint me, it aint me; I aint no fortunate one, no.
Some folks inherit star spangled eyes,
Ooh, they send you down to war, lord,
And when you ask them, how much should we give?
Ooh, they only answer more! more! more! yoh,
It aint me, it aint me, I aint no military son, son.
It aint me, it aint me; I aint no fortunate one, one.
It aint me, it aint me, I aint no fortunate one, no no no,
It aint me, it aint me, I aint no fortunate son, no no no,
John Fogerty, 1970
Kategori: Krizde BT Yönetimi

Global Krizin etkileri kurumsal BT yönetimlerini, bulundukları sektörün temel özellik ve sorunlarına bağlı olarak saracak. Tek faktör ise bulunulan sektör değil şüphesiz. Kurumun ölçeği ve krize yakalanıldığı anda kurumun kaynaklarının gücü de çok önemli iki temel faktör ve bunları aşağıya doğru daha da ayrıntılı bileşenlere ayırmak olanaklı.Bu konuda yapılabilecek taktik ve stratejik bazı uygulamalara daha önce değinilmişti. Ancak tekrar bir toparlamakta yarar var.Her şeyden önce kriz döneminin etkilerini ve bununla başa çıkabilme yönelimlerini iki temel döneme ayırmak gerekiyor. Zira bu kriz yaşamlarımızı birkaç yıl etkileyecek - kaç yıl bilemeyiz - potansiyele sahip. Dolayısıyla kısa vade ile orta/uzun vadeyi ayrı ayrı düşünmek durumundayız. Bunu yaparken de sadece Pazar daralması, kaynak daralması, işssizliğin artması ,iş koşullarının zorlaşması v.b. gibi pek çok etkinin yanısıra bu günden kestirilemeyen gizlenmiş etkileri de kestirebilmek zorundayız.
En can alıcı noktalardan biri ise kriz dönemlerinden bazı kurumların çok kazançlı olarak olarak çıktıkları gerçeği. Bu tür bir azınlık bu krizde de olacak ; hem dünyada hem Türkiye’de. Ama bu medyada hemen yazılıp çizilmeye başlamış olan bayat kilişe: “Krizi fırsata dönüştürmek” ile eş anlamlı değil. Böyle genel geçer bir olanak yok, hiçbir zaman da olmadı. Krize yakalanılan dönemde kurumun ve kurumsal BT’nin o anki şartları temel belirleyicilik taşımakta. Zayıflamış, ya da bariz içsel zaaflarla sırf Pazar şartları sayesinde bir şekilde bu güne kadar yaşamını sürdürebilmiş ekonomik kurumların, öyle “krizi fırsata dönüştürmek” gibi bir “şansları” hiç olmadı, bundan sonra da olmayacak. Bu tür büyük ölçekli krizlerde geçerli olan daima “negatif ve pozitif seleksiyon” kuralı. Her kriz bu kural çreçevesinde sistemin değişip, dönüşüp yeniden şekillenmesini getirmekte.
Hal böyle olunca, ancak ilk şokları atlatabilen kurumların uzun vadedeki fırsatları yakalaması olası. “Krizin fırsata dönüştürülmesi” kilişe olanağı ise esas krizden çıkışın ufukta belirdiği dönemde anlamlı hale gelebilecek. Zira bu gün zayıf düşmüş kurumları çok ucuza yutabilecek güçlü kurumların, hem yutulan varlıklarla birlikte bünyelerine alacakları zaafiyetleri taşıyıp hem de doğrudan kendilerinde gelişebilecek zaafiyetlerden dolayı, uzun sürecek bir global krizden örselenmeden çıkabileceklerinin hiçbir garantisi yok. Ama çıkanlar da olacak. Bu durum yukarıda belirtilen kısa ve orta/uzun vade dönemlerinin planlamada ayrıştırılmasının neden çok önemli olduğunun bir başka ifadesi.
Bu çerçevede, BT yönetimlerinin temel sorunsalının “kontrol edilemeyen etmenler” ile çevrelenmek olduğu iddia edilebilir. Ama “kontrol edilemeyen etmenlerin” bir listesini ,yani riskleri olabildiğince kestirip, hızla, “kontrol edilebilir etmenlerle” yola çıkmak en azından teslimiyet yerine bir yol haritası çizip, ilerlemek tek yöntem. Genellenirse;
temel yaklaşım alanları olmak durumunda. Açıkçası güç işler bunlar, ama olanaksız da değil…
Kategori: Duyurular
Ekonomik krizin ufukta belirdiği ve BT alanında bu krizi karşılarken neler yapılması gerektiği üzerindeki yazılara Mart 2008 de başlanmıştı.
Artık, Türkiye’de de global ekonomik krizin etki alanına girildiğinin çıplak gözle görülebilir olması nedeniyle bu alanla ilgili yazılar, Bilişim Yönetimi kategorisi altında yeni bir kategori açılarak, Krizde BT Yönetimi başlığı altında toplanmıştır. Böylece özellikle bu alana ilgi duyan okuyucuların daha kolay erişimi hedeflenmiştir.

Kategori: ROCK

Krizdi, kaosdu derken hızla kışa yaklaştığımız bu karışık günlerde sıkıntıyı bir an için atmak yeni işleri dinlemekle olası. Yaz sonu ya da sonbahar bir çok yeni albümün sökün ettiği bir dönemdir genelde. Bunlardan radara takılanlar aşağıda. Bu yeni işlerin içinde bu satırlarda ilk kez bir Türk grubunun, çalışması da yer alırken bir de caz albümü var, Rock ile ilgisiz ama caz sevmesem de albümün özelliğinden dolayı pas geçemedim.
Puantaj; -1: Yaramaz, 2: Pek sarmaz 3: Temiz iş, 4: Mutlaka dinlenmeli 5: Vay canına !
Kaiser Chiefs -Off with their Heads (Ekim, 2008) : Leeds çıkışlı bu genel geçer Brit-pop grubun üçüncü albümü. Bu alanda çok fazla grup birbirine benzer işler yapmakta ve Kaiser Chiefs halen bir farklılık yaratmaya çalışsa da, süslü fakat vasat altı sıkıcı bir albüm. (2-)
Çilekeş- Katil Dans (Nisan, 2008): Grubun ikinci albümü. Prog-rock malum marjinal bir alan. Ancak bu alanda iş çıkarmak için teknik açıdan da ciddi bir gelişkinlik gereği var. Bu gençler işin hakkını vermişler ve prog yapmakla da bir tür cesaret gösterisi de sergilemekteler. (3)
Travis- Ode to J. Smith (Eylül,2008): İskoç grubun bu altıncı stüdyo albümünde yeni bir şey yok. Hoş vakit geçirtici pop-rock. (2-)
S.M.V. -Thunder (Ağustos,2008): Caz kapsama alanımız dışında.Ancak bu albümü bir dostumuzun itelemesiyle dinlemek durumunda kaldık ve tüm bas seven ve çalanların müzik değil de , teknik gösteri açısından dinlemeleri gerekli olan bir ders çalışması bulduk karşımızda. Stanley Clarke,Marcus Miller ve Victor Wooten , 3 basçı aynı anda gösteride.Ama sadece o kadar . (3-)
Oasis- Dig out Your Soul (Ekim, 2008): Bu yedinci stüdyo albümlerinde geçmişin Brit-pop devi Oasis yine Beatles tınıları üzerinde klasik rock temaları ile miras yemeğe devam etmekte. Yeni bir şey yok ama ünlü Oasis ses duvarı mevcut ve doğal ki titizlenilmiş bir albüm. (2+)
TV on the Radio- Dear Science (Eylül, 2008): New York kökenli bu indie grubu var olmaya çalışıyorsa da deneysel işler pek yaramamış. Hele falsetto vokaller cidden irkiltici. (1)
Kings of Leon- Only by the Night (Eylül,2008): Üç birader ve kuzenlerinden oluşan bu A.B.D. derinlerinden çıkmış çalışkan grubun ülkelerinde esamesi okunmasa da özellikle İngiltere’de ciddi bir ünü ele geçirmiş durumdalar. İlk albümlerinden beri takip ettiğim bu grup henüz hiç kötü bir iş çıkarmadı. Bu dördüncü albümleri de çizgiyi koruyor. (3+)
Metallica- Death Magnetic (Eylül,2008): Çoktan orta yaş krizne saplanmış bu bir zamanların dev grubu geçmişin ışıltısını tekrar yakalamaya çalışıyor. Bunda da bir derece başarılı olmuş. Daha önceki birkaç işlerini kat kat aşabilen bir iş. Dinlenir.(3+)
Kategori: Gelecek

World Future Society’nin yayın organı The Futurist dergisi her yıl geleceğe dönük bazı ilginç tahminler derleyip yayınlar. Bir yıl önceki tahminler yine bu sutunlarda özetlemeye çalışılmıştı. (Bknz.: Futurist’in Tahminleri ). Yeni 10 tahmininin Futurist’in (Kasım-Aralık, 2008) telif haklarına saygı gösteren bir özeti şöyle:
1. 2030 yılına gelinirken, söylediğiniz ve yaptığınız her şey kaydedilecek: Bu büyük olasılıkla nano teknolojik araçların insan vucuduna yerleştirilmesiyle gerçekleşecek.
2. Bio-şiddet ,teknoloji daha kolay elede edilir hale geldikçe daha büyük bir tehdit oluşturacak.
3. Arabaların yollardaki kırallığı sona erecek: Mevcut gelişme sürerse 2025 yılında yollarda 3 milyar araç bulunacağı kestirilmekte. Buna karşı hem hukuken araç mülkiyetlerinde sınırlama gelirken, hem de iletişim teknolojisndeki gelişmeler seyahat gereklerini azaltabilecek.
4. İş kariyerleri ve bunu belirleyen yüksek eğitim türlerinde daha çok özelleşme olacak.: Bu güne göre dikey olarak daha uzmanlaşmış alanlar belirecek.
5. Dünya hukuk sistemlerinin ağ alt yapısı güçlenecek: Dünya Hukuki Bilgi Ağı (GLIN) , bu gün 50 ülkeyi kapsarken bu 2010 da 100 ülkeyi kapsayacak. Uluslarası bir mevzuatla yasallaştırılmasa bile bu ağ uluslarası normalrın yerleşmesinde büyük önem kazanabilecek.
6. Yirminci yüzyılda uzay yarışı neyese yirmibirinci yüzyılda biomedikal ve genetik alanlardaki yarış o olacak.
7. Profesyonel bilginin edinilmesiyle eskimesi ayynı hızda gereçekleşecek. : Bu durumda iş gücünün önmeli bir bölümü sürekli yeniden eğitim altında olacak.
8. Şehirleşme oranı 2030 da % 60 a varacak.: Bu da mevcut sorunlarla beraber salgın hastalık ve felaketlerin etkisini de çok arttıracak.
9. Çin’de dinin etki alanı büyürken Orta Doğu’da azalacak.
10. Elektriğe erişim olanağı 2030 da dünyada %83 e ulaşacak.
Bu tahminler içerisinde şu anda girilmiş bulunan küresel ölçekteki ekonomik krizler şüphesiz yer almıyor. Onları peryodik varsayabiliriz . Derinliğine bağlı olarak tek tek yaşamları etkileseler de bu tür genel öngörüleri çok etkilemezler, sanırım.